top of page

-Bölüm V- Ertesi Gün

24 Nis 2016
1 dakikada okunur

Bahar kutlamalarının ikinci günüydü. Ölümcül bir savaşın sonucunda ayakta kalan biz olmuş zaferi kazanmıştık. Gece boyunca savaş meydanından acıyı duyabilirdiniz, gelecek de şüpheliydi benim için, Mars’ın ziyaretinden sonra. Ama yine de düşündüm bundan kurtulabilirdim, düşmanlarım hep olmuştu.

Şimdi Bahar kutlamalarının son gününe uyanmıştım. Sabah erkenden savaş sonrası adamlarımı kontrol etmek için çadırımdan çıktım. Subaylar girişte karşıladılar, savaştan önce konuştuğum Centurion da oradaydı. Bir mutluluk ifadesi olarak;

“Kazanacağımızı biliyordun öyle değil mi?”

“Kuzey Doğu’dan geldiler komutanım.”

Kahkahayı esirgemedim. “Hahaha haklısın.”

Ve askerlere konuşmalar, herkes dağıldığında, işlerine döndüğünde lejon çadırları arasında dolaşmam. Hepsini yüzyıllardır yapıyormuşum gibi geliyordu ama Bahar’dı. Yeni bir bahar…

Ve işte o anda tekrar geçmişteydim:

“Aeneas meyveleri yerken, çiçekleri hiç düşünüyor musun, hiç solmamasını umduğumuz çiçekleri, bin bir rengi ile kırları, söylesene.”

Lucinella’yı kollarıma alıp dolaştığımız kırlardaki hafif meltemde öylece gözlerine bakacaktım. Belki bir dakika boyunca hiç konuşmadan… Ve şöyle diyecektim:

“Çiçekler solsa bile hayali hep aklımda, kokuları hafızamda ve sen hepsinden fazla kalbimdesin…”

Genç kız işte o anda daha bir ciddiyetle bakacak ve öpüşecektik. Bu onu asla unutmadığım anlardan biriydi ve şimdi lejyonda Roma’yı düşünürken, baharın getirdiği meltemde, gözlerimin gördüğü renklerde bir kez daha anımsayacaktım.

Tacitus peşimdeydi, daha fazla geçmişte kalamazdım. Bu genç tarihçi oldukça kararlı biriydi, her şeyi yazacaktı.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page